Birleşik Devrimci Parti MYK, sosyal medya hesapları aracılığı ile, CHP yönetimin yaptığı evlere ve iş yerlerine bayrak asılması çağrısına ilişkin bir açıklama yaptı.

Açıklamada, CHP’nin bayrak ve şehit siyasetine ortak olarak, 2019 seçimleri için planlanan faşist cumhur ittifakının açık bir destekçisi haline geldiği ifade edildi. Tayyip Erdoğan ve onun etrafında kenetlenmiş egemen kliklerin sıkıştıkça bu toprakların kırılgan fay hatlarını tetiklemekten çekinmedikleri; din, bayrak ve milliyet gibi kavramları istismar etme becerilerini iyiden iyiye geliştirdikleri vurgulandı. Afrin’i işgal girişimi sonrasında bayrak siyasetinin doruk noktasına ulaştığı, küçük çocukların bedenlerinin dahi bu kör siyasetin aracı haline getirildiği belirtildi.

Yayımlanan açıklamanın tam metni ise şöyle

CHP, FAŞİST CUMHUR İTTİFAKININ AÇIK BİR DESTEKÇİSİ HALİNE GELMEKTEN VAZGEÇMELİDİR!
AKP hükümetinin en büyük şansı karşısında ana muhalefet partisi olarak CHP’nin, Erdoğan için ise ana muhalefet lideri olarak Kemal Kılıçdaroğlu’nun bulunmasıdır. Bir başka ülkede olsa onlarca kez hükümetleri düşürecek birçok olaya rağmen; Erdoğan hala ülkeyi yönetiyor ve güçlü görünüyorsa, bu durumun nedenleri arasında sosyalist hareketin dağınıklığı kadar CHP yönetiminin de suç ortaklığı bulunmaktadır.
CHP yönetimi ülkedeki kimlikler üzerinden şekillenmiş olan verili siyasal kutuplaşmayı peşinen tanımıştır. Devlet ile AKP’nin söylemi birleşmiş olduğu için CHP de bir devlet partisi olarak, politik açıdan devleti incitmeyen bir yerde durma konusunda hassas davranmakta, kendi tabanının konum, kaygı ve çıkarlarını görmezden gelmektedir. AKP’nin arkasına mevzilenmiş dindar ve kindar tabanı, bu tabanı motive eden söylemi karşısına almadan hatta bu söyleme yaslanarak bu milliyetçi muhafazakâr kitleden oy kazanma çabası ile kimi zaman traji-komik kimi zaman ise dramatik durumlara düşmektedir.
Yıllarca sol tabandan, işçi ve alevi kitlelerden oy alan partinin başkanı meydanlarda bozkurt işaretleri yapmaktadır. Yoksulluk, işsizlik ve çaresizlikten bedenini ateşe veren işçiye kendisini Ak Saray önünde yakması önerisinde bulunmaktadır. Suriye’de süren vahşi kıyımdan kaçarak mülteci konumuna düşmüş yoksul Suriyelilere, gidip katillerinin safında savaşa girmesini tavsiye eden CHP’nin, Kürt sorununda devlet partisi konumunu koruma kaygısı onu giderek daha fazla şovenleştirmekte, işlenen savaş suçlarına ortak hale getirmektedir. Kendisine sosyal demokrat diyen parti işçiler, yoksullar ve ezilenlerden hızla kopmakta; giderek bu kitlelere karşı bir konuma savrulmaktadır.
Eğer bugün ülke ağır ve karanlık bir geleceğe sürükleniyorsa, kadınlar erkekler tarafından katlediliyor, çocuklara tecavüz ediliyorsa, işçiler sefalet ve işsizlik baskısı altında iş cinayetlerinde kurban ediliyorsa, kentler yıkılıyor sokaklarda cenazeler bekletiliyorsa, Saray dikensiz gül bahçesinde gezer gibi ülkeyi yağmalıyor, hırsızlığın yolsuzluğun üzeri örtülüyorsa, yoksul evlerine asker cenazeleri geliyor Kürt halkı katlediliyorsa, bu durumda Saray politikalarının destekçisi haline gelmiş CHP yönetimi de sorumludur.
Tayyip Erdoğan ve onun etrafında kenetlenmiş egemen klikler sıkıştıkça bu toprakların kırılgan fay hatlarını tetiklemekten çekinmemişler; din, bayrak ve milliyet gibi kavramları istismar etme becerilerini iyiden iyiye geliştirmişlerdir. Afrin’i işgal girişimi sonrasında bayrak siyaseti doruk noktasına ulaşmış, küçük çocukların bedeni bu kör siyasetin aracı haline getirilmiştir.
Gerçekler, hiçbir edebi cümleye veya süslü söze yer bırakmayacak kadar yalındır. Korkudan ağlamak üzere olan o küçük kız çocuğunun yeri orası değildir. Çocuğun cebindeki bayrak, onu istismar edenlerin sözlerindeki gibi, ölü bedenlerin üzerini örtmeye devam etmektedir. Afrin işgali devam ettikçe can kayıpları artmakta, bayrağın kısmetine ise gösterişli zengin evlerin pencereleri hiç düşmemektedir.
Objektif gözle yaklaşan herkes bilmektedir ki Afrin’i işgal girişimi, aynı zamanda Türkiye’yi işgal girişimidir. Bu işgal harekâtı, egemen zihniyetin ve sermaye çevrelerinin birleştiği bir devlet politikasıdır. Bu politikanın, ülkenin üzerine karabasan gibi çöken OHAL zulmünü kalıcılaştırmak ve faşizmi kurumsallaştırmak için planlanan 2019 seçimlerine hazırlık olduğu aşikârdır. Bayrak ve şehit siyaseti bu kirli politikanın üzerini örtmek için kullanılmaktadır.
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Afrin’de hayatını kaybeden askerlerin ardından her eve bayrak asılması çağrısı yaparak bu kirli siyasete ortak olmuştur. Kılıçdaroğlu, muhalefeti temsil ettiği gerçeğini unutarak, kendisini en az egemen ittifak kadar milliyetçi gösterme kaygısıyla hareket etmekte, temsil ettiği kitlelere ve bu ülkeye ihanet etmektedir.
Yapılması gereken savaşta ölen askerlerin yoksul evlerine bayrak asma çağrısı yapmak değil; yoksul çocuklarının sarayın savaşında ölmelerine karşı çıkmak, savaşa karşı onurlu ve demokratik barış çağrıları yapmaktır. Yapılması gereken, devlete Kürt halkıyla barışması ve akan kana son vermesi çağrısı olmalıdır.
Biz kazanacağız!
BİRLEŞİK DEVRİMCİ PARTİ MYK