Devrimci Parti MYK’sı 12 eylül günü “12 Eylülü Hatırlamak” başlığıyla bir basın açıklaması yayınladı. Açıklamada “Devrimci parti tüm devrimci, demokrat yapıları, emek ve özgürlük güçlerini, askeri darbeden 38 yıl sonra darbe sırasında düşülen yanlışlara düşmemeye çağırıyor. Halkları ve işçi sınıfını hedef alan saldırı dalgasını püskürtebilmek, Saray-MHP-Ergenekon faşist bloğunu yıkarak devrim ve sosyalizm mücadelesini yükseltebilmek için yan yan gelmeye, ortak bir mücadele hattında omuz omuza yürümeye çağırıyor.” ifadeleri ile omuz omuza mücadeleye çağırıyor.

Açıklamanın Tam metni:

 

12 Eylülü Hatırlamak

12 Eylül Askeri diktatörlüğü, gözaltına alınan tutuklanan yüzbinlerce insan, işkenceler, Metris, Mamak, Diyarbakır hapishaneleri, Necdet Adalı ile başlayan Erdal Eren ile devam eden idam zinciri, sıkıyönetim mahkemeleri, sokağa çıkma yasakları ile anılır. İptal edilen grevler, kapatılan sendikalar, kapatılan gazeteler, yakılan filmler, pasaportlarına el konulan insanlar, mülteciler, vatandaşlıktan çıkarmalar ile anılır.12 Eylül Askeri diktatörlüğü uygulamaya konulan 24 Ocak kararları, darbecileri alkışlayan patronlar , “bizim çocuklar başardı” diyen CİA başkanı ile MGK ve YÖK ile anılır.
Elbette 12 Eylül sadece bir ağlama duvarı olarak anılmaz. Sehpaya başı dik yürüyen devrimcilerle işkencede direnenlerle, Diyarbakır zindanında bedenini ateşe verenlerle bir anılır. Hapishanelerde insanlık dışı uygulamalara karşı omuz omuza verilen direnişlerle, kardeşleşme ile anılır.
Tarih aynı zamanda bir yüzleşme zeminidir. 12 Eylül denilince, aynı zamanda yapılmayan, yapılamayanlar hatırlanmalı ve ders çıkarılmalıdır. Hesaplaşılması gereken en önemli olgulardan birisi on binleri harekete geçiren devrimci yapıların, darbe öncesinde, darbe sırasında ve sonrasında yan yan gelmeyi başaramamış oldukları gerçeğidir. Neredeyse tamamı darbeden sonra dağılan bu örgütler, bütün birlik çabalarını ve halkların beklentisini boşa düşürmüşlerdir. Var olan gerçekliği görmeyen, darbenin gerçek boyutlarını kavrayamayan ancak birleşik bir mücadele ile direnişin mümkün olduğunu anlayamayan bu zihniyet eylül sonrasına hâkim olan yenilgi psikolojisinin sorumlularından birisidir. Devrimci örgütler ancak zindanlarda ortak direnişler sergilemişler, cenaze törenlerinde omuz omuza gelmişler ve sürgünde birbirleriyle konuşmayı başarmışlardır.
12 Eylül Askeri Darbesi’nden 38 yıl sonra, darbe dönemiyle kıyaslanacak ağır bir sürecin içerisinden geçildiği kamuoyunun ortaklaştığı bir tespittir. Gerek 24 Haziran sonrası kurumsallaşan faşizan yapı gerekse 24 Ocak kararları ile hayata geçirilen ekonomi politikalarının yol açtığı yıkım ülkeyi ağır siyasal ekonomik kriz durumuyla yüz yüze getirmiştir. Gerek halklar gerekse işçi sınıfı ağır bir saldırı ile karşı karşıyadır.
Devrimci parti tüm devrimci, demokrat yapıları, emek ve özgürlük güçlerini, askeri darbeden 38 yıl sonra darbe sırasında düşülen yanlışlara düşmemeye çağırıyor. Halkları ve işçi sınıfını hedef alan saldırı dalgasını püskürtebilmek, Saray-MHP-Ergenekon faşist bloğunu yıkarak devrim ve sosyalizm mücadelesini yükseltebilmek için yan yan gelmeye, ortak bir mücadele hattında omuz omuza yürümeye çağırıyor. Faşizme karşı omuz omuza yürümeye çağırıyor.